Son haftalarda dünya kamuoyu, “Epstein Dosyaları” olarak bilinen ve içinde siyasetçilerden iş insanlarına kadar pek çok nüfuzlu ismin geçtiği bir çocuk istismarı ağıyla çalkalanıyor. Okyanusun ötesinde yaşanan bu sarsıcı olaylar, dijitalleşen ve sınırların şeffaflaştığı günümüzde bizlere çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Tehlike sandığımız kadar uzak değil ve çocuklarımız her zamankinden daha fazla korumaya muhtaç.
Karanlık Ağların Anatomisi ve Değişen Yöntemler
Eskiden “yabancı tehlikesi” dediğimizde aklımıza sadece sokaktaki şüpheli şahıslar gelirdi. Ancak bugün Epstein gibi yapılar, gücü ve parayı kullanarak sistematik bir sömürü düzeni kurabiliyor. Üstelik bu karanlık odaklar artık sadece fiziksel dünyada değil, çocuklarımızın elindeki tabletlerde, oynadıkları çevrimiçi oyunlarda ve sosyal medya mecralarında da pusuda bekliyor. Bir gazeteci olarak altını çizmeliyim ki; bilgi kirliliğinin ve dezenformasyonun bu kadar yoğun olduğu bir çağda, gerçeği savunmak ve çocuklarımıza kalkan olmak en büyük mesleki ve insani görevimizdir.
Bilinçli Ebeveyn, Güçlü Çocuk
İstismara ve kaçırılma vakalarına karşı en güçlü savunma mekanizması, çocuğun kendi haklarını bilmesidir. Toplum olarak “ayıp” ya da “yasak” diyerek üzerini örttüğümüz konular, aslında çocuklarımızın en savunmasız kaldığı alanlardır.
-
Beden Dokunulmazlığı: Çocuklarımıza kendi bedenleri üzerinde tek otoritenin kendileri olduğunu, “hayır” demenin bir hak olduğunu çok küçük yaşlardan itibaren aşılamalıyız.
-
Sır Kavramını Yeniden Tanımlamak: “Aramızda kalsın” denilen her türlü gizli temas veya iletişimin bir tehlike işareti olduğunu onlara öğretmeliyiz. Çocuk, başına gelen her şeyi korkmadan anlatabileceği bir güven limanına (ebeveyne) sahip olmalıdır.
Dijital Güvenlik: Yeni Nesil Bir Koruma Kalkanı
Çocuklarımızı odalarına kapattığımızda onları güvende sanıyoruz, oysa o kapalı kapıların ardındaki dijital dünya uçsuz bucaksız bir orman. Ebeveynlerin dijital okuryazarlık seviyelerini artırmaları artık bir tercih değil, zorunluluktur. Çocuklarımızın dijital ayak izlerini takip etmek, kimlerle etkileşimde olduklarını bilmek onların özgürlüğünü kısıtlamak değil, güvenliklerini sağlamaktır.
Toplumsal Teyakkuz ve “Biz” Olma Bilinci
Epstein davasında adı geçen Türkiye bağlantılı iddialar veya afet dönemlerinde (deprem vb.) refakatsiz kalan çocuklar üzerindeki spekülasyonlar, bizlere “toplumsal teyakkuz” halinin önemini gösterdi. Bir toplum, en zayıf ferdini koruyabildiği sürece güçlüdür. Şüpheli gördüğümüz her durumu ihbar etmek, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığını terk etmek zorundayız.
Bir Çocuğu Kurtarmak, Geleceği Kurtarmaktır
Bugün küresel ölçekte tartışılan bu utanç tabloları, sadece hukukun değil, vicdanın da meselesidir. Bizler; kalemimizle, işimizle ve anne/baba/büyükanne kimliğimizle bu karanlığa karşı ışık olmalıyız. Unutmayalım ki; bir çocuğun travması, toplumun yarasıdır. Geleceğimizi bu karanlık ağlara teslim etmemek için daha uyanık, daha bilgili ve daha cesur olmak zorundayız.
Çocuklarımıza huzurla uyuyabilecekleri bir dünya borçluyuz.













