Artvin’in Meclis’teki Gür Sesi: Uğur Bayraktutan ile Özel Röportaj

5

Bazı şehirler vardır, sadece haritadaki yerleriyle değil, yetiştirdikleri insanların tutkusuyla anılırlar. Artvin de doğasıyla, dik duruşuyla ve mücadelesiyle o şehirlerin başında geliyor. Bu mücadelenin Ankara’daki en istikrarlı ve en gür sesi ise kuşkusuz CHP Artvin Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Uğur Bayraktutan.

Yıllardır hem meclis kürsüsünde hem de Artvin’in sarp yollarında halkın sorunlarını dile getiren Bayraktutan; Cerattepe’nin doğasından hastane kuyruklarına, Artvinli gençlerin geleceğinden sınır kapılarındaki sorunlara kadar her konuyu “önce memleket” diyerek gündeme taşıyor. Bugün kendisiyle; Artvin’in dününe, bugününe ve yarınına dair merak edilenleri ve Ankara siyasetinin sıcak gündemini konuşacağız.

Sayın Bayraktutan, son dönemde Meclis kürsüsünden Artvin’deki sağlık hizmetlerini oldukça sert bir dille eleştirdiniz. “Artvin’in çocukları Artvin’in yollarında ölüyor” ifadeniz çok konuşuldu. Buradaki temel eksiklik nedir?

Uğur Bayraktutan: Maalesef bu bir gerçek. Artvin’de tam teşekküllü bir hastane ve uzman doktor eksikliği nedeniyle en küçük cerrahi müdahale için bile hastalarımız Rize’ye veya Trabzon’a sevk ediliyor. O zorlu virajlarda, kış şartlarında ambulans içinde can çekişen insanlarımız var. Biz lütuf değil, anayasal bir hak olan “sağlık hizmetine erişim” hakkını istiyoruz. Artvinli hemşehrilerimin yollarda can vermesine daha fazla seyirci kalmayacağız.

 Doğayı koruma mücadelenizde özellikle Cerattepe ve Murgul’daki madencilik faaliyetlerine karşı tavrınız çok net. Son durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Uğur Bayraktutan: Cerattepe, Artvin’in kalbidir. Murgul ise bu coğrafyanın damarıdır. Buraya siyanürlü havuz yapmak, Murgul’un içine pimi çekilmiş bir el bombası bırakmaktır. Bu bir siyasi mesele değil, bir yaşam mücadelesidir. Biz torunlarımıza kel kalmış dağlar değil, yeşilin her tonunu bırakmak istiyoruz. Bu doğa katliamına karşı hukuk çerçevesinde sonuna kadar direneceğiz.

 Her yıl 7 Mart’ta mecliste yaptığınız coşkulu konuşmalarla tanınıyorsunuz. 7 Mart ruhu bugün Artvin siyasetinde neye karşılık geliyor?

Uğur Bayraktutan: 7 Mart, bizim tapu senedimizdir. İşgalden kurtuluşun, bağımsızlığa olan sevdamızın simgesidir. Bizim tek bir Başkomutanımız var, o da Mustafa Kemal Atatürk’tür. Artvin halkı, Cumhuriyet değerlerine ve Atatürk devrimlerine en sıkı bağlı olan halktır. Bu ruhu mecliste temsil etmek benim için en büyük onurdur.

 TBMM İdare Amiri olarak meclis çalışmalarını yakından yönetiyorsunuz. Ancak Artvin ile ilgili verdiğiniz soru önergelerinin çoğunun cevapsız kaldığından şikayetçisiniz. Denetim mekanizması neden işlemiyor?

Uğur Bayraktutan: Meclis’in denetim gücü maalesef sistematik olarak zayıflatıldı. Artvin’in yollarını soruyoruz, cevap yok; barajların çevresel etkilerini soruyoruz, geçiştiriliyor. Ama biz susmayacağız. Cevap alana kadar sormaya, o kürsüyü Artvin halkının kürsüsü yapmaya devam edeceğiz. Halkın bütçesinin nereye harcandığını sormak bizim boynumuzun borcudur.


Artvin’in yeşiline, suyuna ve insanına olan sevdasıyla tanınan Sayın Uğur Bayraktutan’a bu samimi açıklamaları için teşekkür ediyoruz. Ankara’nın gri binaları arasında Artvin’in nefesini hissettiren bu mücadele, sadece bir milletvekilinin değil, koca bir şehrin sesi olmaya devam ediyor. Memleket sevdasıyla yola çıkanların sesi her zaman daha gür çıkacaktır.

Gazeteci & Girişimci: Sema Yerdelen