Ramazanda Sindirim Sistemi Hastalığı Olanlar Nelere Dikkat Etmeli?

0
15

Ramazanın bahar ve yaz aylarına denk geldiğinde ülkemizde sahur ve iftar arası 15-16 saatlik açlık süresini kapsamaktadır. Bu süre zarfında sağlıklı kişilerde özellikle sahur yapmayan kişilerde daha fazla olmak üzere Ramazan dışında kişinin kahvaltı ve öğle yemeği saatine denk gelen saatlerde açlık hissi, midede baygınlık, eziklik hissi gibi rahatsız edici durumlar ortaya çıkmaktadır. Bu saatlerde mide şartlandığı için asit salgısı artar ve söz konusu hisler ortaya çıkar. Eğer sahur yemeği alınırsa sabah kahvaltı saatinde mide henüz boşanmadığı için bu hisler yaşanmaz. Mide sağlıklı bir kişide 4-6 saatte boşaldığı için sahur yemeği yiyen kişilerde öğle yemeği saatinde bu dürtüler yaşanır. Ancak Ramazanın başında yaşanan bu durum günlerin ilerlemesiyle birlikte mide açlığa adapte olarak yavaş yavaş kaybolur,  iftara 1-2 saat kala gerçek açlık hissi ortaya çıkmaya başlar. Başta mide hastalıkları olmak üzere bir takım sindirim sistemi rahatsızlığı olan kişilerde açlığa olan adaptasyon tam oluşmayabilir. Bu nedenle sindirim sistemi rahatsızlığı olan kişilerin oruca başlamadan önce hastalığı ile ilgili olarak Ramazan boyunca ilaç kullanıp kullanmayacağı veya nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda bir sindirim sistemi hastalıkları uzmanından bilgi alması faydalı olacaktır. Uzun süre açlıktan ve beslenme şeklinden etkilenebilecek başlıca sindirim sistemi hastalıkları şunlardır. 

  •                 Gastroözefageal Reflü Hastalığı
  •                 Kronik(müzmin) Gastrit 
  •                 Mide ve oniki parmak bağırsağı ülserleri 
  •                 Kronik karaciğer rahatsızlıkları (Karaciğer yağlanması, karaciğer Sirozu gibi)
  •                 Kronik (fonksiyonel) kabızlık 
  •                 Safra kesesi ve pankreas hastalıları

 Gastroözefageal Reflü Hastalığı (GÖR)

GÖR hastalığı mide asidinin ve bazen midedeki gıdaların yukarı doğru yemek borusuna ve ağıza doğru geri gelmesine bağlı olarak genellikle yemek sonrası ve yatarken ortaya çıkan göğüste yanma, bazı hastalarda boğazda yanma, acılık, boğazda dolgunluk hissidir. Gör rahatsızlığı olan hastalar mide boşken daha rahat, yemekten sonra ve özellikle tok karnına yattıklarında şikayetlerinin artığını ifade ederler. Bunun nedeni reflü şikayetine neden olan mide asidi genellikle tok karnına midede yemeğin üzerinde birikmesi ve yemek borusuna doğru ilerlemesinden dolayıdır. Bu mekanizma göz önüne alındığında reflüsü olan hastaları açlık değil tersine mide boşluğunun hızlı yemeğe bağlı olarak kısa sürede gerilmesi hastayı rahatsız edecektir. Bu nedenle bu hastalarda uzun süren açlık sonrası, dikkatsizce yüksek kalorili ve fazla miktarda yiyecek tüketilmesi reflüyü artıran en önemli sebeptir. 

Reflüsü Olan kişiler Oruç Tutarken Nelere Dikkat Etmeli? 

İftar ve sahurda tek öğünde aşırı yemekten kaçınılmalıdır. İftar su veya çorba gibi sıvı besinlerle açılmalı. Daha sonra  15-20 dakika bekledikten sonra yemeğe devam edilmelidir. Tam doymadan sofradan kalkılmalı. iftardan 3 saat sonra 1 porsiyon meyve alınabilir. Sıkı giysilerden kaçınılmalıdır.
Yemekleri hızlı yenmemeli iyi çiğnenerek öğütülmelidir. Reflüyü artıran veya kolaylaştıran besinlerden (yağlı yiyecekler, kızartmalar, acılı-baharatlı yemekler, aşırı kahve ve demli çay, gazlı içecekler, sigara, alkol vb) kaçınılmalıdır. Diğer önemli bir durum; iftar veya sahurda yemeği takiben hemen yatılmamalı 2-3 saat beklenmelidir, istirahat edilecekse yatakta değil koltukta arkaya yaslanarak dinlenmeli, tok karnına düz yatmak reflüyü artıran en önemli sebeplerden birisidir. Reflü rahatsızlığı olanlar yukardaki hususlara dikkat ettiklerinde hastaların büyük çoğunluğunda ilaç kullanmak gerekmeyebilir. Bu tedbirlere rağmen eğer şikayetler oluyor ise doktorun önerdiği dozlarda mide asidi salgılanmasını azaltan ilaçlar sahur yemeğine başlamadan yarım saat önce alınmalıdır. Gerekirse iftara başlamadan da ilave bir doz alınabilir. Bazen 2-3 gün ara ile alınan bir tablet bazı hastalarda yeterli olmaktadır. 

Gastrit ve Ülser Hastaları Nelere Dikkat Etmeli?

Önceden mide ülseri geçiren veya Ramazana girerken mide rahatsızlığı olanlar eğer oruç tutmak istiyorlarsa mutlaka doktoruna başvurmaları yararlı olacaktır. Eğer bu hastalar daha önce endoskopik olarak tanı konulmuş aktif ülser hastalığı geçirmişlerse halen ülser hastalığına ait bir şikayeti yoksa (mide göbek çevresinde tokluk veya açlık ağrıları, açlıkta mide bölgesinde eziklik hissi, yanma, gece ağrısı, bulantı, kusma gibi) bu hastalara yeniden bir endoskopik tetkik yapılmaksızın oruç tutabilirler, ancak ilerleyen günlerde bir şikayeti olduğu takdirde doktoruna baş vurması gerekir.  Eğer yukarıda sözü edilen şikayetler söz konusu ise bu hastaların oruç tutması mide asit salgısını daha da arttırarak hastalığın şiddetlenmesine hatta mide kanaması ve aktif ülser hastalığı var ise mide delinmesine kadar varan ağır tablolara sebep olabilir. Bu hastalar eğer son 6 ay içerisinde endoskopik tetkik yaptırmamışlarsa endoskopik tetkik yapılarak tanıyı kesinleştirdikten sonra tedavi edilmesi gerekir. Bazen ‘’fonksiyonel hazımsızlık’’ diye adlandırılan ülser ve gastrit şikayetlerini taklit eden ancak midede gözle görülen önemli bir bulgunun olmadığı hasta gurubu vardır. Bu grup hastalarda gerekli ilaçlar kullanılarak hastanın oruç tutmasına izin verilebilir. Gerçekten de mide rahatsızlığı ile başvuran hastaların % 30-40’ında midede organik bir hastalık tespit edilemez. Fonksiyonel hazımsızlık tanısı konan bu hastalar oruç tutabilirler. Yine Endoskopik tetkikte kronik gastrit tanısı konulmuş hastalarda ilaçlarını kullanarak oruç tutabilirler. Ancak şikayetleri son günlerde ortaya çıkmış olan hastalar akut gastrit hastalığı da olabilir. Bu hastalarında tedavi edilmeden oruç tutmamaları gerekir. Diğer bir önemli konu da; kronik mide şikayeti olan hastalar Ramazan boyunca mümkünse başta aspirin olmak üzere diğer mideye yan etkisi olan ağrı kesici ve romatizmal ilaçları kullanmamaları gerekir. Ama çeşitli kronik hastalıkları nedeniyle bu ilaçları alması gerekli olan hastalarında mutlaka mide koruyucu (asit bağlayıcı) ilaç kullanarak ilgili ilaçlarını alması gerekir. Kronik gastrit ve fonksiyonel hazımsızlığı olan hastalarda da beslenme şekli yukarıda bahsedilen reflüsü olan hastalardaki gibidir.  

Karaciğer Yağlanması

Ramazanda uzun süre aç kalınmasına bağlı iftar ve sahurda yenilen yüksek kalorili hamur işleri ve tatlılar nedeniyle kilo kontrolü zorlaşır. Karaciğer yağlanmasının günümüzde en önemli sebebi obezite (aşırı kilo) dur. Ne yazık ki Ramazan ayında kilo vermek yerine yanlış ve aşırı kalori li yiyeceklerle beslenmeye bağlı birçok kişi kilo almaktadır. Normal kilolu olan kişilerde alınan 3-5 kilo Ramazan sonrası dikkatli beslenme ile verilebilir. Anacak karaciğer yağlanması olan kişiler genelde aşırı kilolu ve metabolik sendromu olan kişiler olduğu için Ramazanda aşıra kalori alınması ve hareketsizlik karaciğer yağlanmasını daha da artıracaktır. Bu kişilerin Ramazan sonrası aldıkları kiloları vermesi oldukça zordur. Karaciğer yağlanması günümüzde ne yazık ki karaciğer sirozunun en önemli sebebidir. Bu nedenle karaciğer yağlanması olan kişiler Ramazan ayını dikkatli beslendikleri takdirde fırsata çevirebilirler. Vücut ağırlığının % 5 i verildiği takdirde yüksek olan karaciğer enzimleri % 50 oranında düşmekte yani yağlanmanın şiddeti azalmakta dolaysıyla karaciğer sirozu riski azalmaktadır. Bu nedenle oruç karaciğer yağlanması olan kişilere kilo almadıkları sürece faydalı olmaktadır. Diğer kronik karaciğer hastalıklarından kronik hepatiti olan hastalar dikkatli ve yeterli beslendikleri takdirde oruç tutabilirler. Ancak karaciğer sirozu olan hastalarda açlık olumsuz metabolik sonuçlar doğurduğu için oruç tutmaları sakıncalıdır. 

 Safra Kesesinde Taş Olanlar Ne Yapmalı?

İftarda yenilen çok miktardaki yağlı yüksek kalorili besinlerden sonra safra kesesinin aniden kasılmasına ve safra kanalına doğru hareket eden taşlara bağlı olarak karın sağ üst kadranında şiddetli ağrıları ve kese iltihaplanması (akut kolesistit) ortaya çıkabilir. Ayrıca eğer ana safra yoluna taş düşer ise safra yolu ve pankreas kanalı tıkanmasına bağlı olarak pankreas iltihabı (akut pamnkreatit) hastalığı gelişebilir. Bu nedende safra kesesinde taşı olan veya önceden safra taşı düşüren veya pamnkreas hastalığı hikayesi olanların iftar ve sahurda ağır yağlı, kızartmalı hamur içi yiyeceklerden kaçınmak suretiyle oruç tutmalarında bir sakınca yoktur.  Bu hastalarda iftar veya sahur yemeğinden  sonra karın ağrısı ortaya çıkarsa  zaman kaybetmeden doktora başvurmaları gerekir.

Kronik Kabızlığı Olan Hastalar Ne Yapmalı?

Kabızlık büyük tuvalete zor çıkma, ıkınarak çıkma veya haftada 2 den daha az olarak büyük tuvalete çıkma durumudur. Kronik kabızlığın başlıca iki sebebi vardır. 1- Organik kabızlık: kalın bağırsakta içten veya dıştan olan basılara, darlıklara, tümöral hastalılara bağlı olarak bağırsak pasajının bozulması sonucu ortaya çıkan kabızlık 2. Organik bir sebep olmaksızın bağırsak tembelliğine bağlı olan kabızlık. (Fonksiyonel kabızlık) Kabızlığın en sık görülen türü fonksiyonel kabızlıktır. Fonksiyonel kabızlığın yaşam sitili ve beslenme alışkanlıklarıyla sıkı ilişkisi vardır. Rahat- hareketsiz yaşam ve posadan (lif )ten fakir beslenme, az sıvı tüketilmesi, ilaçlar fonksiyonel kabızlığa yol açar. Kabızlığı olan kişiler Ramazanda hareketsiz kalır ve bol sıvı almayıp liften fakir beslendikleri takdirde kabızlık daha da şiddetlenir. Bu nedenle yeterince çiğ sebze, meyve tüketildiği, unlu gıdaların kepek içermelerine özen gösterildiği ve yeterli miktarda su içildiği takdirde düzenli bağırsak alışkanlıklarını sürdürmek zor değildir. Özellikle kabızlığı olan kişilerin Ramazanda beyaz ekmek yerine esmer ekmek (kepekli, çavdarlı, tam buğday ekmeği) yemeleri, bol salata sebze, meyve tüketmeleri, en az 1.5-2 L sıvı tüketmeleri, siyah çay yerine bitki çayları (yeşil çay, papatya, nane, rezene ) içmeleri kabızlığın önlenmesi için gerekli tedbirleri oluşturur. Buna rağmen kabızlığı çözülmeyen veya artış gösteren hastaların ilgili uzman hekime başvurmaları gerekir.
 

Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi
Prof. Dr. Nihat Okçu
Gastroenteroloji Uzmanı