Bazı insanlar bir değer üretir. Bazıları yıllarını verir, büyütür, mücadele eder ve arkasında gerçek bir emek bırakır.
Bazıları ise üretmediği bir değerin etrafında dolaşır; zamanla kendisini o hikâyenin sahibi gibi göstermeye başlar.
Biz bu dosyadaki kişiye isim vermeyeceğiz.
Ona yalnızca “Emanet Avcısı” diyeceğiz.
Çünkü bu mesele bir kişiden çok, bir zihniyet meselesidir:
Güveni yetki, yakınlığı sahiplik, erişimi ise mülkiyet zannetme zihniyeti.
EMANET, MÜLKİYET DEĞİLDİR
Bir kapının size açılması, sizi o evin sahibi yapmaz.
Bir şirketin içerisinde bulunmanız, şirketi sizin yapmaz.
Bir markanın çevresinde dolaşmanız da size o markanın geçmişini, emeğini ve haklarını kendinize mal etme yetkisi vermez.
Size güvenilmiş olması ise hiçbir şekilde “Artık burası benim” deme hakkı doğurmaz.
İşte Emanet Avcısı’nın cevaplaması gereken ilk soru budur:
Sana ait olduğunu iddia ettiğin şey gerçekten seninse, hukuki dayanağın nerede?
Söz değil.
Algı değil.
Sosyal medya değil.
Belge.
UNVAN TAKMAKLA O UNVANA SAHİP OLUNMAZ
Kamuoyunda farklı mesleki veya kurumsal sıfatlarla hareket edildiğine ilişkin iddialar varsa, bunun tartışması da son derece basittir:
Belgesini gösterin.
Avukatlık sıfatıyla hareket edildiği ileri sürülüyorsa mesleki kayıt nedir?
Bir yapı kamuoyuna “holding” algısıyla sunuluyorsa bunun ticaret sicilindeki karşılığı nedir?
Temsil yetkisi ileri sürülüyorsa yetki nereden gelmektedir?
Hak sahipliği iddia ediliyorsa hukuki dayanağı nedir?
Çünkü kurumsal dünyada insan kendi kartvizitini istediği gibi yazabilir; fakat resmî kayıtları kendi arzusuna göre yazamaz.
Gerçek, rozetle değil kayıtla belirlenir.
SESİNİ YÜKSELTMEK HAKLI OLDUĞUNU GÖSTERMEZ
Sorular karşısında belge yerine baskı, tehdit veya saldırgan söylem kullanıldığı yönünde iddialar varsa, bunların da hukuk önünde açıklığa kavuşması gerekir.
Çünkü korku oluşturmak hak yaratmaz.
Bağırmak mülkiyet kazandırmaz.
İnsanları susturmak geçmişi değiştirmez.
Ve tehdit edildiğini ileri süren insanların varlığı, ortadaki soruları ortadan kaldırmaz.
Hakkın varsa belgesini koyarsın.
Yetkin varsa kaynağını gösterirsin.
İddian varsa ispatlarsın.
Gerisi yalnızca gürültüdür.
PEKİ YA ETRAFINDAKİ İDDİALAR?
Dosyanın dikkat çekici taraflarından biri de yalnızca Emanet Avcısı hakkında değil, çevresindeki bazı kişiler ve kullanılan bazı sıfatlar hakkında da ciddi iddiaların bulunmasıdır.
Muhasebe işlemlerinden adli süreçlere, kullanılan unvanlardan kimlik ve yetki iddialarına kadar cevap bekleyen sorular olduğu ileri sürülüyor.
Bir yabancı uyruklu kişinin “istihbaratçı” olarak tanıtıldığı iddiası doğru mudur?
Gerçekte sahip olunmayan mesleki veya resmî sıfatların kullanıldığı iddiasının dayanağı nedir?
Kimlik veya yetki konusunda yanıltıcı beyanda bulunulduğuna ilişkin iddialar hakkında herhangi bir resmî kayıt veya yargı süreci bulunmakta mıdır?
Bunlar ağır sorulardır.
Bu nedenle biz de ağır ithamlarda bulunmak yerine tek bir şey söylüyoruz:
Varsa belgeler ortaya konsun. İddialar gerçek dışıysa belgeleriyle yalanlansın.
ASIL SORU HÂLÂ CEVAPSIZ
Bütün gürültüyü bir kenara bırakalım.
Bir yapıyı yıllarca kim kurdu?
Kim büyüttü?
Kim bunun için parasını, zamanını ve emeğini ortaya koydu?
Distribütörler yıllarca kimin oluşturduğu sistem içerisinde emek verdi?
Ve bugün kendisini bu hikâyenin merkezinde göstermeye çalışanların hukuki yetkisinin kaynağı nedir?
Emanet Avcısı’nın cevap vermesi gereken soru budur.
Çünkü başkasının kitabının son sayfasına adınızı yazmanız, sizi o kitabın yazarı yapmaz.
Geçmiş sonradan yazılmaz. Emek sonradan sahiplenilmez.
ŞİMDİ SÖZ MAHKEMEDE
Üstelik bugün tartışmanın bazı boyutları artık yargı sürecindedir.
Bu nedenle hükmü biz vermeyeceğiz.
Kim haklı?
Kim gerçek hak sahibi?
Kimin hangi yetkisi var?
Kamuoyuna anlatılanlarla resmî belgeler örtüşüyor mu?
Bunların nihai cevabını mahkeme verecek.
Ancak yargılama devam ederken insanların soru sorması da engellenemez.
Çünkü algıyla hak sahibi olunmaz.
Hak, belgeyle ortaya konur.
Ve mahkeme günü geldiğinde yüksek sesler susar; dosyalar açılır, tarihler konuşur, imzalar incelenir ve belgeler masaya konur.
İşte o zaman geriye tek bir soru kalır:
“Gerçekten seninse, belgesi nerede?”
Emanet Avcısı dosyası kapanmadı.
Asıl şimdi açılıyor.








