Sandık Gölgesinde Kelepçe: Demokrasi Nereye Gidiyor?

13

2025 Cumhuriyet Halk Partisi cumhurbaşkanlığı ön seçimine saatler kala, Ekrem İmamoğlu’na kelepçe vuruldu. Bu bir oyun mu, yoksa iktidarın korkusunun tezahürü mü? Eskiden gizli darbelerle oynarlardı, şimdi halkın gözünün içine soka soka yapıyorlar. “İpler sizin elinizde değil, bizim” der gibi… “Özgür değilsiniz, bak neler yaparız” diye korku salıyorlar. Ne amaçlıyorlar? İç savaş mı çıkarmaya çalışıyorlar? Cumhuriyetin beşiğinde, özgür bir ülkede bu kadar baskıya sessiz mi kalacağız?

Demokrasiye Darbe:

Bu tutuklama, sadece bir kişinin özgürlüğünün elinden alınması değil, aynı zamanda demokrasinin de prangaya vurulmasıdır. Hukukun üstünlüğü ilkesi, siyasi hesaplara kurban edilmiştir. Yargı bağımsızlığı, iktidarın sopası haline gelmiştir. Sandık, milletin iradesini yansıtmak yerine, korku ve baskının sembolü haline getirilmiştir. Bu olay, sadece İmamoğlu’na değil, tüm Türkiye’ye yapılmış bir darbedir. Milletin iradesine, seçme ve seçilme hakkına, özgürlüğe ve demokrasiye yapılmış bir darbedir. Bu darbe, sadece bir kişiyi değil, tüm toplumu hedef almaktadır.

Toplumsal Kutuplaşma ve Uluslararası Tepki:

Bu tutuklama, toplumsal kutuplaşmayı daha da derinleştirmiştir. İmamoğlu’nu destekleyenler, sokaklara dökülmüş, adalet ve özgürlük taleplerini haykırmıştır. İktidar yanlıları ise, hukukun üstünlüğüne vurgu yaparak, tutuklamayı savunmuştur. Bu durum, toplumun farklı kesimleri arasında derin bir uçurum yaratmıştır. Bu olay, Türkiye’nin uluslararası itibarını da zedelemiştir. Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar, tutuklamaya tepki göstermiş ve Türkiye’deki demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri konusundaki endişelerini dile getirmiştir.

Kritik Dönemeç:

Bu tutuklama, Türkiye’nin geleceği açısından kritik bir dönüm noktasıdır. Ya demokrasi ve özgürlük kazanacak, ya da korku ve baskı rejimi hakim olacaktır. Millet, bu tarihi süreçte önemli bir karar verecektir. Sandıkta mı, yoksa sokakta mı hesaplaşılacaktır?