Tasavvuf, İslâm Medeniyetinin Ana Unsurudur

270

Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Dilaver Gürer, Antalya Mevlevîhânesi İrfan Meclisinde gerçekleştirdiği söyleşisinde, ilk insandan beri oluşagelen insanlık birikiminin üzerine inşa edilen İslâm medeniyetinin en temel unsurunun Tasavvuf düşüncesi olduğunu söyledi. Osmanlı medeniyetinin de düşünce, edebiyat, mûsikî, mimarî, güzel sanatlar ve benzeri bütün yönleriyle tam anlamıyla bir medeniyet olduğunu belirten Gürer, Abdulkadir-i Geylânî, İmam-ı Gazzâlî, İbnü’l-Arabî, Yunus Emre ve Hz. Mevlânâ gibi mutasavvıfların da İslâm medeniyetinin ve düşüncesinin temel direkleri konumunda olduğunu ifade etti.

 

İlim ve İrfan Birlikteliği

Tarihte Mevlevîhânelerin ve tekkelerin İslâm medeniyetinin oluşumunda ve İslâm düşüncesinin gelişiminde çok önemli işlevler gördüğünü aktaran Gürer, Fıkıh, Kelâm ve Tasavvuf gibi üç temel alanla ilgili eğitimin medreseler ve tekkeler aracılığıyla insanlara aktarıldığını vurguladı. Bugün bazı İlâhiyat öğrencilerinin, hatta hocalarının, İslâm düşüncesinin kurucu şahsiyetlerinden olan İmam Gazzâlî’yi bile cahilce eleştirme cüreti gösterdiğine dikkat çeken Gürer, “Ama Gazzâlî’nin hadisçiliği zayıftı diye onu eleştirmeye kalkanlara sorsak, kendileri on tane hadisi bile okuyamazlar. Oysa Gazzâlî, binlerce hadisi senetleriyle birlikte en ince ayrıntısına kadar ezbere bilir ve bunları Hadis usulü ilminin kurallarına göre kullanırdı. O Fıkıh, Kelâm, Tefsir ve Tasavvuf ilimlerini de bütün incelikleriyle bilir ve öğretirdi” dedi.

 

Fıkıh – Tasavvuf Birlikteliği

Tarihte özellikle tasavvufun Fıkıh ve Kelâm gibi diğer İslâmî ilimlerle hep kavgalıymış gibi yansıtıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Dilaver Gürer, bunun son derece yanlış bir algı ve kanaat olduğunu açıkladı. Buna örnek olarak Kadiriyye’nin kurucusu ünlü mutasavvıf Abdulkadir-i Geylânî Hazretlerinin Fıkıh’ta müctehid seviyesinde ve Hanbeliyye mezhebinin ikinci imamı konumunda olduğunu hatırlatan Gürer, Hanbeliyye’nin üçüncü imamının ise İbn-i Teymiyye olduğuna dikkat çekerek şöyle devam etti: “Yıllarca tasavvufa karşıymış gibi gösterilen İbn-i Teymiyye de aynı zamanda bir Kadirî şeyhidir. O, yakın zamanlarda onun taraftarlarınca tasavvuf düşmanıymış gibi tanıtılmaya başlanmıştır. Oysa gerçek çok farklıdır ve İbn-i Teymiyye de bir mutasavvıftır. Dolayısıyla tasavvuf ile diğer İslâmî ilimler arasında çatışma varmış gibi gösterme çabalarının pek de iyi niyetli gayretler olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.”

Bugün Antalya Mevlevîhânesi’nde yürütülen ilmî, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin, tarihimizdeki bu birlikteliği tekrar sağlamaya yönelik çok kıymetli çabalar olduğunu vurgulayan ve bu vesileyle Antalya Valiliği, Akdeniz Üniversitesi, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Konya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür eden Prof. Dr. Dilaver Gürer, konuşmasını İslâm tarihinde kendisine en az itiraz edilen şahsiyetlerden biri olan ve İslâm tarihinin en meşhur ve en etkili vaizi Abdulkadir-i Geylânî Hazretlerinin bazı nasihatlerini sunarak tamamladı: “Ey oğul! Hasetten sakın. Zira haset, önce haset edeni yer bitirir. Sana vermeyene sen ver. Sana gelmeyene sen git. Sana zulmedeni sen affet. Doğru ol. Yalancı olma. İkiyüzlü olma. Günahlarına tövbe et. Elbiseni pisliklerden temizlediğin gibi, kalbini de günahlardan ve kötü huylardan arındır ki, bu dünyada da ahirette de mutluluğa eresin.”