YENEROĞLU’NDAN ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ AÇIKLAMASI

9

‘İktidar, çok önemli bir birikimi heba etti’

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, Şehir Üniversitesi’nin kapatılmasının ikinci yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklamada mağduriyetlerin devam ettiğini vurguladı. Açıklamasında Şair Mehmet Akif Ersoy’un “Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, bir Sinan, bir de Süleyman gerek” dizelerine de yer veren Yeneroğlu şu ifadeleri kullandı:

‘Liyakatsiz iktidar istese de bir Şehir Üniversitesi oluşturamaz’ 

“İktidar siyasi husumetle hareket ederek çok önemli bir birikimi heba etmiştir. Tersine beyin göçü niteliğindeki yurtdışından dönen öğretim üyeleri işsiz bırakılmış, yabancı öğrenci çekmekte oldukça başarılı bir üniversite ortadan kaldırılmıştır. Yüksek eğitim kalitesi sağlamak için samimi çaba ortaya koyan çok nitelikli bir üniversite bir kalemde kapatılmıştır. Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un şu sözü Şehir Üniversitesi için de ne kadar anlamlıdır: ‘Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, bir Sinan, bir de Süleyman gerek.”  

‘Mağduriyetler devam etmektedir’

“Şehir Üniversitesi’nin haksız yere kapatılmasının üzerinden tam 2 yıl geçmiştir. Şehir Üniversitesi’nin Cumhurbaşkanı kararı ile kapatılması ve kapatılmasından sonraki süreç, kamu yararıyla değil siyasi saik ve kinle hareket edildiğini ortaya koymaktadır. Üniversitenin faaliyetlerine son verildikten sonra yurtdışından gelen öğrencilerin birçoğunun Türkiye’de öğrenimini devam ettirememesi, Türk vatandaşı öğrencilerin ise nakledildikleri üniversitede uyum sorunları yaşamaları, üniversitenin çalışanlarına ise aradan geçen 2 yıla rağmen yasal alacaklarının ödenmemesi ilgililerinin mağduriyetlerinin devam ettiğini göstermektedir.”

‘Süreç kötü niyetli işletilmiştir’

“Şehir Üniversitesi başarılı bir şekilde faaliyet yürüttüğü hâlde, siyasi iktidarın hızla otoriterleştiği bir dönemde, kurucu vakfı olan Bilim ve Sanat Vakfı’nın eski Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu ile hâlen devam ettiği varsayılan ilişkisi nedeniyle iktidarın radarına girmiş durumdaydı. Üniversite, ücretli öğrenci oranını artırmış ve Halkbank’a olan kredi borçlarını ödeyebilecek durumdayken, Halkbank daha önce kabul ettiği teminatları artık kabul etmemiş ve kredi borçlarının yapılandırılması taleplerini de reddetmiştir. Hâlbuki iktidarın kendine yakın iş insanlarının kamu bankalarına olan borçları karşısında ise nasıl farklı bir tavır sergilediği hepimizin malumudur. Üniversitenin kredi borcu nedeniyle temerrüde düşürülmesi üzerine Halkbank’ın talebiyle üniversitenin hesaplarına haciz tatbik edilmiştir. Kısa bir süre sonra 20 Aralık 2019’da YÖK kararı ile üniversiteye kayyum atanmış, 17 Nisan 2020 tarihinde ise Yükseköğretim Kanunu’nda yapılan değişiklik ile Şehir Üniversitesi’nin kapatılmasının altyapısını kurmak üzere, kanun yapım tekniğine ve kamu yararına aykırı olarak kanun değişiklikleri yapılmıştır. Son olarak 30 Haziran 2020 tarihinde gece yarısı Cumhurbaşkanı kararı ile Şehir Üniversitesi’nin faaliyetlerine kesin olarak son verilmiştir. Kamu yararı ile değil siyasi husumet ile hareket ederek bir üniversiteyi baskıyla adım adım kapatmaya götürmek hem TBMM’nin hem de Cumhurbaşkanı’nın işlemlerini hukuka aykırı hâle getirmiştir.” 

‘Kapatma kararı kamu zararına sebep olmuştur’

“Halkbank, kredi borçlarının yapılandırılmasını kabul etseydi alacağını tahsil edecek olmasına rağmen, okulun kapatılması ve okul arazilerinin bir başka üniversiteye devredilmesi ile birlikte büyük ölçüde alacağından olmuştur. Bunu öngörebilecek olan Halkbank’ın basiretli bir tüccar gibi değil siyasi iktidarın uzantısı olarak hareket ettiği açıktır. Ortaya çıkan kamu zararı mutlaka soruşturma konusu yapılmalıdır ve yapılacaktır.”